AZİM

Bugun konumuz “azim” (perseverance).

Yine güçlü karakter özelliklerimizden (character strenghts) biri. Hepimizde var.

Kimi bu özelliği çok kullanıyor, kimi az… ama hepimiz hayatımızın belli önemlerinde azmediyoruz ve bir şeyler başarıyoruz.

Danışanlarım bazen “yapmak istiyorum; ama adım atamıyorum, tıkandım, tembelliğim tuttu” diyor.

Şimdi gözlerini kapat, derin nefes al, acele etme, bir kaç nefes kal kendinle, neler başardın? Bir düşün. Bir kere öyle güçlü ve azimle yol aldın ki bir embiryo haline geldin, 9 ay anne karnında yaşadın sonra başka bir hayata doğdun, ilk nefesin, ilk emeklemen, yürümeye başlaman, kaşık çatal kullanma çalışmaların…. bunlar sana basit mi geliyor… bir bebeği gözlemle..

İlk ödevler, bisiklete binmeyi öğrendin, yüzmeye başladığın günleri düşün kaç kere su yuttun, arkadaş edindin, belki ev değiştirdin yeni ortamlara girdin, sınavlar, ilk işin, işe girmeden önce yaptığın görüşmeler, belki ülke değiştirdin, orada ilk defa bilmediğin bir şehirde yalnızdın,  bir yerden bir yere yalnız başına gittin. Dil bilmeden…

Çocuk doğurdun, baba oldun, anne oldun, istifa ettin, ilk defa yemek yaptın, yumurta kırdın, çorba yaptın, derken… hayatta her şey de bir azim var fark et bunu. Azim olmadan bir şey olmuyor. Yurt dışına çıkarken vize almak için bile azmetmelisin, evrak hazırlıkları, konsoloslukla görüşmeler, sıra beklemek…

Yavru bir köpek aldın eve belki, her seferinde 2 saatte bir kalktın ve onu dışarıya çişe alıştırdın.

Sen fark etmesen de azimlisin. Sağlık koçu olunca benim konularım sağlıklı beslenme, hareket, stres yönetimi. Tabiki bunların her biri için azim gerekiyor. Güzel olan ne biliyor musun. Sende var. Sadece farkındalık ile üzerinde çalışman gerekiyor.

Diyelim ki bugünden itibaren sabahları aç karnına elma sirkeli su içmeye başlayacaksın. Buna karar verdin. bununla birlikte “azim” üzerinde çalışacaksın. Önce elma sirkeni temin ettin. Şimdi her sabah rutininden farklı bir şey yapacağın için önce bunu hatırlaman gerekiyor. Herkesin hatırlama yöntemi farklı. Kimi gözünün önüne koyar bardağı ve sirkeyi, kimi dolaba hatırlatıcı yazar, kimi telefonuna alarm koyar. Kendi yöntemini bul, sirkeni hazırla ve her gün bu ritüele başla. İşte azim çalışıyorsun. Bu sana kolay veya saçma gelmesin. Her şey küçük bir adım ile başlar. Bu şekilde azmini kuvvetlendirince daha sonra daha büyük kararlarında sana çok yardımı olacak bu küçük adımların. Aynı bir kası kuvvetlendirmek gibi. Kası kullandıkça kas kuvvetlenir, güçlenir.

Tüm karakter özellikleri de böyle farkındalık ile kullandıkça güçlü karakter özelliklerimiz kuvvetlenecek.

Bu özellikleri kullanmak hayatında neler mi değiştirebilir:

  • Stresini yönetebilirsin
  • İlişkilerin kuvvetlenir
  • Daha mutlu ve huzurlu bir hayatın olur.
  • Başarıların arttıkça kendine cesaret ve güven gelir

Azim senin kaçıncı özelliğin bir bakmak istersen bu web sitesindeki testi çözebilirsin. 20-25 dakika maximum sürüyor testi yapmak. Ayrıca neden pozitif karakter özelliklerin üzerinde çalışmalısın çok güzel yazılar bulabilirsin. Ben yukarıda sadece özetledim.

Character Strengths Matter How to Live A Full Life kitabında azmin tanımı olarak: Başladığın işi tüm zorluklara rağmen bitirmek, hedef üzerinde kalmak, sıkılsan da devam etmek yazıyor.

Yukarıdaki tanımı düşünüp kendini strese sokmana gerek yok; çünkü azim öyle bir hal ki içinde asla kendini hırpalamak yok.

Tam tersi kendine şefkatle, sevgi ile yaklaşmak var. Bazen bir meditasyon sırasında sıkılıyorum. Sıkıldığımı anladığımda bende ziller çalıyor, azmi kullanma zamanı… bırakmak yerine, kendime yaklaşıyorum sanki bir anne beni sarıyor sarmalıyor “hadi Nilay’ım ben buradayım, tam yanındayım o güzel nefesini kuyruk sokumundan al, al, al ve şimdi tam üçüncü gözden ver, ver…. aynen böyle birkaç nefes daha sonra istediğin an meditasyondan çıkabilirsin”. İşte bu kendimle yaptığım küçük konuşma bana öyle iyi geliyor ki. Sanki bir meditasyon dersindeyim yanımda bir sürü güzel ruh var. Yanımızda mentörlerimiz var ve zaman zaman yanımıza gelip bizi omuzlarımızdan sarıp sarmalıyorlar. Bize devam için azim veriyorlar. Şefkatle, asla zorlama yok, hırpalanma yok. -meli, -malı ekleri yok.

Bu aynı zamanda kendini sevme, kendine şefkat gösterme çalışması. İçinde o kadar çok şey var ki.

Yukarıda bahsettiğim kitapta azim konusunda harika bir cümle var:

Eğer hedefin bir ağacı devirmekse, her gün git ve 3-5 kere ağaca balta vur. En sonunda ağaç devrilecektir.

Character Strengths Matter- How to Live A Full Life

Karıncaları düşün, her seferinde hepsi bir tek kırıntı için gidip geliyorlar. Kış için depolarını dolduruyorlar. Doğada azmin örneği her yerde.

Önemli olan hedefi ilk başlarda küçük tutmak. Ölsen de, yorgunluktan bitsen de öyle bir hedef koy ki kendine o gün onu yap. Örnek mi istedin:

  • Su içmeni arttırmak istiyorsun. İlk hafta sadece yarım bardak ilave et içtiğin miktara.
  • Yürümeye başlamak mı istiyorsun. Hedefin her gün 5 dakika olsun.
  • Kitap okumaya başlamak istiyorsan hedefin her gün 1 paragraf olsun

Bunun gibi, küçük küçük. Bunu önemse. İlkmek ilmek ör hayatını.

Yine kitaptan Tayyab Rashid önerler vermiş azmi kullanmak için:

  • Kendine her hafta için bir hedef koy. Hedefleri pratik, küçük, uygulayabileceğin steplere ayır. Uygula
  • Kendine bir rol model bul. Onu araştır. Yaşayan biri ise onunla konuş ve sor. Nasıl yapmış öğren, onun adımlarını öğren.
  • Son baharda bir tohum ek ve onunla ilgilen.
  • Zaman yönetimini öğren. Bir seminere katıl. Bak bakalım kimler ve neler o kıymetli zamanını nasıl çalıyor. Sen bu hırsızlığa nasıl hayır diyebilirsin.

Son olarak sana eşim Cenkten bahsedeceğim. Ondan izin alarak yazıyorum.

Evliliğimizin ilk başlarında Onun sağlığı konusunda takıntılıydım. Sigara ve alkol kullanıyordu. Alkolik falan değildi. Bana göre sağlığına hiç dikkat etmiyordu. Aklımda hep babam vardı. “Aynı babam gibi. Kendine dikkat etmiyor, bir gün bizi bırakıp gidecek” korkusu ile hep takıntılı bir şekilde Cenk ile uğraştım, durdum.  Tabi işler benim istediğim gibi gitmedi. Sigarayı bırakmadı, alkole devam etti. Bu arada ben de öğrendim tabiki.

Ben kendime çok mu iyi bakıyordum. Hayır. Stres, mutsuzluk, uykusuzluk, düzgün beslenmeme… ne arasan vardı bende de. Kendime geldim ve Nilay önce kendine bak, sen muhteşem durumda mısın ki herkese ne yapması ve ne yapmaması gerektiği konusunda direktifler veriyorsun. Kendime güzel bir çeki düzen verdim. O gün bugündür elimden geldiğince çevremdekilerin peşinde değilim artık. Meğer ne çok şey varmış uğraşacak kendimde.

Hashimoto olduğumda gluteni, şekeri, süt ve süt ürünlerini bıraktım. AİP diyeti yaptım. Evet azmi kullandım ama ben fazla kullananlardandım. Kendimi hırpaladım. Bilmiyordum o zaman şefkati. Kendime şefkatli olmamıştım ki ben hayatımda. En güzel şekilde besleniyor, yapılması gereken her şeyi yapıyordum; ama bir ara antikorlarım hiç inmedi. Sonra anladım ki bu işte şefkat eksik. Şefkat olmayınca stres oluyor. Stres ise vücudumda antikor oluşturuyor. Huzurun dinginliğin olmadığı yerde şifa yok, kısacası bunu öğrendim.

Cenk bana bakıp “ne kadar azimlisin, ne kadar irade sahibisin” diyordu o zamanlar, içimde yaşadıklarımı bilmeden. Sonra bir an geldi, akşamın köründe bana “sigarayı bıraktım” artık dedi. O gün üzerinden neredeyse 2 sene geçti. En yakınlarının, sigarayı bıraktığını öğrendiklerinde “yine başlarsın” şeklindeki tepkilerine rağmen azmetti. Duymadı kimseyi.

Ben gluteni, şekeri bırakalı 2,5 yıl olmuş. “Sen değişirsen çevren de değişir” cümlesini direk yaşamış bir örneğim. Hiç bir şey demedim; bendeki değişim azmi hepimizi etkiledi. Kızım hala ben glutensiz besleniyorum diye bana kızgın; ama glutensiz pastalar yapan bir şef olmaya karar verdi.

Cenk 3,5 ay önce de alkol içmiyorum artık dedi. Ne kadar devam eder bilmiyorum, kendisi de bilmiyor. Ama keyifle kendini zorlamadan kararının üzerinde duruyor. Öğrenen yakınlarının “sende çok sıkıcı oldun” şeklindeki tepkilerine kulaklarını kapıyor.

Sigarayı bırakınca zaten fazla olan kilosuna bir 10 kg daha eklendi sevgili eşimin. Bir gün tartıya çıktı ve indiğinde “haftada 3 gün koşacağım” dedi. O gün bugün seyahat demedi, karantina demedi, haftada 3 gün sadece yarım saat koştu. Gram gram verdi o kiloları. 10 ayda tam 10 kg verdi. Her ay 1 kg. Sana az mı geldi. Ben ayakta alkışlıyorum. Tam bir azim örneği. Vücudunu yıpratmadan, alıştıra alıştıra, keyifle verdi ve hala da koşamaya devam ediyor. Bu sırada yediklerinden ödün vermedi. Sadece son 3 ayda hiç alkol kullanmadı. Sanırım şimdi daha rahat erkenden kalkıp koşabiliyor.

Şimdi bak bakalım hayatına, atacağın o küçük ilmek ne olsun?  

Yorum bırakın