
Bugün sana kendi anladığım gibi stres ve hormonal dengeyi anlatmak istiyorum.
Yazının sonuna kadar unutmaman bir nokta var ki hormonlar birbiri ile ilişki halindedir. Bir hormonda dengesizlik varsa bu dengesizlik diğerlerine de yansır.
Kronik stres vücudumuzun hormonal dengesini bozar. Biraz bundan bahsedelim. Uyku ve Hormonlar yazımda aslında bu konuya girmiştim.
Stres konusunda ilk araştırmaları Hans Selye yapmıştır. Aşağıda onun teorisine bakalım biraz:
1. Aşama: Strese maruz kalma – Kortizol salınımı – DHEA hormonunun vücuda daha fazla kortizol salınması için artması
Bu aşamada muhtemelen hormonların artış ve inişini sen daha gözlemlemeden her şey olup bitiyor ve vücut normale dönüyor. Stres kaynağı bitiyor.
2. Aşama: Bu aşamada kortizol hormonu kronik olarak sürekli yüksek. Belki işin, belki eşin, belki başka bir stres kaynağı her gün yeniden başlıyor. Vücuda sürekli kortizol gerektiği için DHEA hormonu sürekli daha fazla üretiliyor ama bir süre sonra o da üretilemez hale geliyor. Bu aşamada anksiyete ve ruh hallerinde sürekli değişkenlik gösteriyor.
3. Aşama: Böbrek üstü bezlerinin benzini çoktan bitmiş. Bitmişlik halindesin. Depresyonda ve sürekli yataktasın. Bu aşamada artık seni kendine getirebilecek tek şey dışarıdan bir süre alman gereken hormon desteği.
Her yazımda tekrarlıyorum, bu yazıları kimseyi korkutmak için yazmıyorum. Farkındalık iyileşmenin ilk aşamasıdır. Bak bakalım sen hangi aşamadasın. Çünkü ilk aşama zaten normal hepimizin yaşadığı bir durum. Kortizol hormonu çıkar ve iner ve bu gereklidir de. Kronik stres ise fark etmen gereken bir aşama, geri dönüşün var. Ama 3. aşamaya gelip hala farkında değilsen her şeyin dengeye gelmesi daha sancılı ve dışarıdan destek almanı gerektiren bir durumdasın demektir.
Unutma ki kendini ve yarattığın koşulları değiştirmek sana bağlıdır ve yapılabilir. Dışarıdaki koşullar ise değişmez. Her zaman senin canını sıkacak bir stres kaynağı bulabilirsin. Önemli olan yavaş yavaş verdiğin tepkilere bir bakmak. Burada yavaşlamak ve tepkilerini, duygularını hissedebilecek sonra bunları defterine aktarabilecek bir algıya bir alışkanlığa ve bir farkındalığa ihtiyacın var. Burada devreye sürekli yazdığım ve yazmaya devam edeceğim meditasyon zamanları giriyor. Bugün ne tepkiler verdin, o tepkileri neye verdin, nasıl tepki verdin, bu olay bir daha karşına gelirse değişik ne yapabilirsin?
Hadi buna meditasyon demeyelim, tefekkür diyelim, sessizlik zamanı diyelim. MS 2150 kitabında en çok hoşuma giden kısımlardan biri, herkesin büyükten küçüğe meditasyon odası ve meditasyon zamanı var.
Stresi ve stres sırasında vücutta olan değişimleri çok güzel bir metafor ile anlatılıyor fonksiyonel tıp derslerinde. Bugün üzerinden geçtiğim dersi Bethany Hays, MD, FACOG anlattı.
Şimdi bir kaplandan kaçtığını düşün, vücudun stres içinde ve kortizol hormonu salınımı var vücudunda. Aşağıda yazacaklarım bir kaplandan kaçarken hayatta kalman için elzem değişimlerdir. Ama günümüzde kaçtığımız bir kaplan yok. Stres kaynağı beynimizde.
Hislerin ve algın keskinleşir. Zaman daha yavaş akıyormuş gibi gelir.
Kan kaslarına akar ve kaslar gergindir ve ani bir hareket için hazırdır. (Günümüze yansıması gergin ve ağrılı kaslar özellikle sırt bölgesi)
Kalp daha hızlı atar, kan basıncı artar. (Kaplandan kaçıp kan basıncını düşürebilirsin ya da ölürsün; ama günümüzde iş stresi bitmiyor dolayısıyla tansiyon hep yüksek.)
İdrar keseni ve bağırsaklarını boşaltırsın, çünkü vücudunda fazla bir ağırlık taşımak istemezsin kaçış esnasında. (Ani ve sarsıcı haber duyduğunda ishal olur musun? Ya da sürekli tuvalete gitme ihtiyacı içinde olur musun bir düşün.)
Sindirim durur. Sindirim için enerji harcamayı istemeyiz. Tüm enerjimizi arkamızdaki kaplandan kaçmak veya onunla savaşmak için kullanmalıyız. (Çok stres yaşayan insanlar her gün düzenli olarak boşaltım yapamazlar. Kabızlık yani vücuttan toksinlerin atılmaması bir çok başka problemlere yol açar)
Olası bir yaralanmada az kan kaybetmek için kanın daha yoğundur. Pıhtılaşma artar. Bunun için vücut başka hormonlar salgılar. (Kanın pıhtılaşması ile damar tıkanıklıkları olabilir)
Terlemeye başlarsın, seni serin tutar ve ıslak bir bedeni kaplanın kavraması kısmen daha zordur. vücut daha kaygandır. (Gece terlemeleri)
Hafıza gerekli değildir. İsminin ne olduğunu bilmesen de olur kaplandan kaçarken. (O yüzden sınavlara stresli bir halde giriyorsan hiç bir çalıştığın bilgi aklına gelmez.)
Duyguların gerekli değildir. Bastırılır. Kaplandan kaçarken duygusal olmak en gereksiz şeydir. (Stres nedeniyle sürekli bastırılan duygular bir süre sonra depresyonu tetikler.)
Kemiklerdeki kalsiyum kaslar için gereklidir. (Kronik stres zamanlarında kemiklerinde mineral eksikliği başlar. Osteoporoz.)
Bağışıklık sistemi bastırılır.
Stres seviyen yüksekse kandaki şeker oranın artmıştır. Günümüzde kaplandan kaçıp o enerjiyi kullanmadığına göre, bu şeker yağ olarak depolanacaktır.
Kısa süreli stres yaşıyorsak sıkıntı yok. Buna sürekli maruz kaldığını düşün.
Kronik stres altındaki vücudun yapmak isteyeceği en son şey bebek. Öyle ya dışarıda bir kaplan varken nasıl sex yapabilirsin. Kortizol ve üreme hormonlarının arasındaki ilişkiyi öğrenmek çok kolay burada daha fazla uzatmak istemiyorum. Ama şunu bil ki kronik stres altındaki bir bedenin en son düşüneceği işlev üremektir. Hatta ürememeyi daha güvenli bile sayabilir. Üreme hormonları yani östrojen ve progesteron seviyelerinizde yaşayacağınız problemler sadece üremeyi değil o bölgedeki her türlü işlevi bozar. Regl dönemineki sıkıntılar veya ereksiyon problemleri bunlara birer örnektir.
Bir sağlık koçu olarak odaklandığım tahlil sonuçları veya doktorların bileceği karmakarışık hormonal bilgiler değil. Benim odağım sensin.
Şunu bu kadar yazıdan sonra anladın ki bedeninde var olan hastalıkları sen yaratıyorsun. Bu bir suçlama cümlesi değil, kutlanması gereken bir cümle. Yaratıyorsan değiştirebilirsin demektir.
Stres hayatında var ve hep olacak. Hayat sürüp giderken yapacağın bir kaç değişiklik ile artık bu stresi yönetebilir hale geldiğinde vücudundaki semptomlarda bir bir sönümlenecek.
Hastalığının ne olduğu önemli değil. Yaşayış tarzına bakacağız.
Ne kadar uyuyorsun? Kaliteli mi? Kaliteyi arttırmak için ne yapabiliriz? Uyku sıkıntın varsa bedenini nasıl dengeye getireceksin. Beden şarjı bitmiş cep telefonu gibi olur uyumazsa. Kaliteli ve yeterli bir uyku, sağlıklı işlev görebilen böbrek üstü bezinin ilk ihtiyacıdır.
Stres yönteminizi nasıl alırdınız? O kadar çok yöntem var ki. İlk başta şükür günlüğü tutmak, sessizlik alanı yaratmak.
Egzersiz yapmak, bedenini sağlıklı yiyecekler ile beslemek, gülmek, dinlenmek, tepkilerini takip etmek kendinle çalışmak…
Stres kaynaklarının başında iş geliyor, evet yalnız değilsin. Sonra ilişkiler. Üçüncü olarak ise yediklerin.
Yediğin yemek sonrası hemen devreye bağışıklık sistemimiz girer. Bağışıklık sistemine iyi gelmeyen yani hassasiyetin olan bir besin maddesi yediysen kortizol salgılanır çünkü bağışıklık sistemi çığrından çıkmıştır. Onu bastırmak gerekir. Gluten hassasiyeti bir numara. Bu yüzden bir eliminasyon diyeti ile teşhis edilmelidir. Sürekli glutene maruz kalan bir bedende kronik hastalıklar görülür.
Besin maddesine hassasiyet başka allerjinin olması başka bir şey. Hassasiyet bazen çok geç hissediliyor. Bazen bedenini dinlemediğinde gözden bile kaçırabilirsin. bu hassasiyeti gözden sürekli gözden kaçırmak demek vücudunda sürekli kortizol hormonu salınıyor demek. İş stresinden farksız, bir beden için.
Yetersiz beslenmek, çevresel toxinler, virüsler, bakteriler, dedikodu, beklentiler, varsayımlar… daha çok fazla stres kaynağı var vücut için.
Aslında herkes yapması gerekenin farkında.
Ne yaparsın bilmiyorum; ama titreşimini bir şekilde huzura ayarlamalısın.
Şifa olsun

Yorum bırakın