
Bir mükemmelliyetçi olarak ne yaparsam yapayım kendime yeterli gelmiyordu. Biliyorum.
Bir karar veriyorsun:
“varsayımda bulunduğumda not edeceğim”
Gün içinde aklından çıkıyor, …. sonra hatırlıyorsun ve o gün sadece 1 tane not etmişsin. Hemen kendine kızmaların başlıyor. Kararlarımı uygulayamıyorum, not etmeyi de beceremedim…..
Yeterli gelmedi o 1 tane farkındalık.
Yaşamında ne yaparsan yap elinden gelenin en iyisi yeterlidir. Kendine kızmaya başladığın, yetersiz bulduğun ve başkasından duysan hiddetle köpüreceğin şeyleri kendine istediğin kadar söyle, bu şekilde yetersizliğin gittikçe köklenir sadece.
Kabul et şefkatle kendini sadece. Dişi enerji bu demek. Şefkatle sarılmak kendine. O 1 tane farkındalık üzerine çalış istersen 1 sene. Hiç bir şey hemen olmak zorunda değil. Kimse yok sana not verecek, seni yargılayacak. Yargılasalar da unutma “hiç bir şeyi kişisel algılama.”
Süreçte olmak yeterli, sessizlikte 1 dakika kalmak yeterli.
Bazen mükemmelliyetçilik zincirimi kırmak için bilinçli olarak evi tam toplamıyorum. Kendimi zorladığımı anladığım anda kitap okumayı bırakıyorum. Mutfak ta bazen kirli tabak kalıyor ertesi güne. Kalsın. Kendimle çalışıyorum.
Yetersizlik hissi üzerine burada paragraflar yazabilirim. En zor şey kendini memnun etmek değil mi.
Yoga da istediğin kadar bükülemedin, pencere kenarındaki kirli noktayı temizleyemedin, kitaptan 1 bölüm yerine 3 sayfa okuyup uyuya kaldın…..
Artık şifa zamanı, kimseye ihtiyacın yok. Sessiz kalabildiğin kadar kal gün içinde.
Kitaptan çok güzel bir alıntı yapmak istiyorum:
Acısını aşmak isteyen bir adam, kendisine yardım etmesi için Budist tapınağınaki bir ustaya gider. Adam, Usta’ya sorar: “Usta eğer günde dört saat meditasyon yaparsam, yüksek bilince ulaşmam ne kadar sürer?” Usta adama bakar ve yanıt verir: “Eğer günde dört saat meditasyon yaparsan, belki on yılda yüksek bilince ulaşabilirsin.”
Bundan daha iyi yapabileceğini düşünen adam yine sorar: “Oh usta peki günde sekiz saat meditasyon yaparsam yüksek bilince ulaşmam ne kadar zaman alır?”
Usta adama bakar ve yanıt verir: “Eğer günde sekiz saat meditasyon yaparsan, belki yirmi yılda yüksek bilince ulaşabilirsin.”
Adam şaşırır ve sorar: “Ama daha çok meditasyon yaptığımda, neden daha uzun zaman alır?”
Usta tebessüm eder: “Sen bu dünyaya hazzı ve yaşamı feda etmek için gelmedin. Yaşamak, mutlu olmak ve sevmek için buradasın. Eğer iki saatlik bir meditasyonda yapabileceğinin en iyisini yapabildiğin halde, sekiz saat meditasyon yapmaya kalkarsan yorgun düşersin, amacından saparsın ve yaşamdan haz alamazsın. Yapabildiğinin en iyisini yap. O zaman meditasyonun süresinin değil, yaşamanın, sevmenin ve mutlu olmanın önemli olduğunu anlarsın.”
Yaptığın her işte bedenin seni uyarıyor aslında: “dinlenme ve keyif zamanı!!” bu dürtüyü hissettiğin anda kulak ver. 1 dakika sonra ne olacağını bilmeden yaşıyoruz. “An” dır önemli olan. Keyif, neşe, coşku…. bu titreşimleri davet et hayatına.
Zayıflamaya mı çalışıyorsun, bırak 2 ayda değil 8 ayda olsun. Kendini hırpalama, keyif al sürecinden. Bak bakalım yavaş yavaş ne değiştirmen gerekiyor hayatında. Bir oyuna dönüşsün hersey. Her seferinde bir basamak, her seferinde bir basamak… Keyifle değiştirirsen kalıcı olacak hayatında. Zevk almadığın bir süreci devam ettiremezsin hayatında. Devam ettiremezsen de hooop her kg bir bakmışsın geri dönmiş bedenine.
3 ekmek dilimimi yiyorsun, ilk haftalar 2,5 dilim ye. Ne kovalıyor seni ardından. Yapamayacağın hedefler koyduğunda ve başarısızlık hissettiğinde bir süre sonra başladığın şeye devam etmeyeceksin. Belki defalarca yaşadın bunu hayatında.
Keyif, neşe ve coşku…. İşte anahtar kelimeler
Karar verdiğin bir şeyi hayatına geçirmek için adım atmalısın. Ama hedefini öyle keyifli belirle ki eyleminden zevk al. Yapabildiğinin en iyiysini yaptığında keyifte beraberinde gelir. Kendini zorlayarak yaşanmaz ki bu dünya.
- Hergün 1 bölüm kitap okuma, hedefini küçük tut, 1 sayfa ile başla. Baktın ki keyif alıyorsun hala okumaktan o zaman devam edersin.
- Hergün 1 saat spor yapma, önce 15 dakika belki 10 dakika ile başla. Keyif aldığını hissediyorsan zaten devamı gelir. Önemli olan keyif aldığın hareketi bulmak. Herkes koşuyor diye koşmak zorunda değilsin. Herkes yoga yapıyor diye yoga yapmak zorunda değilsin. Neyden keyif alıyorsun, bu keşfi bile oyuna dönüştür.
- 5 bardak kahve mi içiyorsun, 4,5 bardak ta bırak bir süre.
Yavaş yavaş ve şefkatle keyifle değişsin hayatın.
Kitabın 4. anlaşma bölümünde “Forrest Gump” filminden örnek vermiş. Tekrar izlenmeye değer. Ne dersin?
Keyifle kal.

Yorum bırakın