Varsayımda Bulunmak

Merhaba, Don Miguel Ruiz’in Dört anlaşma kitabından 3. ve 4. anlaşmaları yazmak istiyorum bugün.

Varsayımda bulunmak o kadar çok yaptığın ve o kadar çok alıştığın ve iliklerine kadar işlemiş bir şey ki hiç farkında bile değilsin.

Bu anlaşmaları hayatına geçirebilmenin ilk basamağı far-kın-da-lık.

İlk önce gün içinde farkedebildiğin oranda neleri varsaydığını bir not et. mindfulness i hayatına geçirirsen, biraz yavaşlarsan o kadar zor olmayacak fark etmek. Fark et ve karşında yazılı olarak gör onları:

  • Bugün çok yorucu geçecek
  • Kızım daha uyanmamıştır
  • Öğle yemeğinde yine fasulye çıkar
  • Fizik öğretmeni yine beni sözlüye kaldırır
  • Ayşe beni bugün de aramayacak
  • Ali bana bugün like attı, benden kesin hoşlanıyor

Bu liste uzayıp gider……

Bu varsayımlara o kadar inanıyoruz ki, sorgulamak aklımıza bile gelmiyor.

Kitaptan bir kaç alıntı yaparak bitireceğim; yapman gereken tek sey varsayımda bulunduğunu fark etmek ve gerçeği öğrenmen gerekiyorsa soru sormak.

Her türlü ilişkide başkalarının bizim nasıl düşündüğümüzü bilmeleri gerektiğini, bu yüzden bizim istediğimiz şeyleri tahmin edebileceklerini varsayarız. Ama isteklerimiz otomatikman yapılmadığında, beklentilerimiz gerçekleşmediğinde kırılır, incinir, üzülür “bunu bana nasıl yapabildin? Bilmeliydin” diye düşünürüz.

Varsayımda bulunduğumuz yetmiyormuş gibi partnerimizin istediğimiz şeyi bildiği halde yapmadığını da varsayarız ve üst üste binen varsayımlarla koskocaman bir drama yaratırız.

Herkesin, hayatı bizim gibi algılaması gerektiğini ya da algıladığını varsayarız. Başkalarının bizim gibi düşündüğünü, hissettiğini, yargıladığını ve sömürdüğünü varsayarız. İnsanların en büyük varsayımı budur. İşte bu yüzden başkalarının yanında kendimiz olmaktan korkarız. Çünkü herkesin bizi yargılayacağını, suşlayacağını, kullanacağını ve sömüreceğini varsayarız. Tıpkı kendimizin yaptığı gibi.

Dört Anlaşma Kitabından

Fotoğrafta gördüğün film gerçek bir hikayeden uyarlanmış. İzlemeni tavsiye ederim.

Sevgiler

Yorum bırakın