Yazının Gücü

Lise yıllarımı hatırlıyorum, kompozisyon dersi ile başım dertteydi. Ne yazacağım, giriş gelişme sonuç….. sınav olurduk, süreli olurdu o sırada konsantre miyim, değil miyim. Ben bu işi başaramıyorum. Yaratıcı değilim, yazamıyorum, kendini yetersiz hissetmeler, sıkılmalar. Konular ilgimi çekmez.

Hep hayalini kurduğum bir şey var….ilk okul yıllarından başlayarak çocuklara konsantrasyonu öğretiliyor. İlk ders öncesi ve okul biterken çocuklar meditasyona oturuyor. Acaba böyle başlasak her güne neler değişirdi hayatımızda.

Lise çağları kan damarlarımızda coşmuş, öğretmenimiz bir konu vermiş, kompozisyon yazın diyor. Benim aklım sınıfta değil bir kere.

Neyse büyüdüm, yoga dersleri, meditasyon, terapi, mutluluk, kendini arayış derken karşıma hep aynı şey çıkıyor. Yaz, yaz, yaz, yaz

Fonksiyonel tıp sağlık koçluğu okuyorum, şükür günlüğü yaz, günlük yaz…..

Ben tabi hevesle en hoşuma giden kalemleri alıyorum, defterler rengarenk, çıkartmalı falan.

Kaç tane defter yarım kaldı bilmiyorum. Kaç kalemimi Niloşkom kullandı kaç kalemin kullanılmadan kayboldu.

Ben sana bu satırları yazarken artık zaman akmıyor benim için. Kulağımda bir konsantrasyon müziği, dalıyorum kelimelerin içine. Öyle ya bu zamana kadar denemediğim yol kalmadı. 1 satır yazayım, sabah yazayım, yok gece yazayım, defter olmadı telefona yazayım. Deneye deneye artık barıştım kendimle, seviyorum bu hallerimi.

Bak bu bloğa girmeyeli nice olmuş.

Artık barıştım yazmakla. Nasıl mı? Kendimle barıştım önce. Kabul ettim her şeyi. Canım nasıl isterse öyle olsun dedim. Başımda bekleyen öğretmen gibi olmuşum kendime meğer. Öyle olunca da bu ruh açamıyormuş kendini. Kendini keşfetmek bir oyun benim için gerçekten.

Fonksiyonel tip koçları arkadaşlarımla (@fonksiyoneltipkoclari_tr) yarın ilk kitap kulubü sohbetimizi yapacağız. O kitaptan bir alıntı yapmak istiyorum:

UCLA’da bir doktor olan Matthew Lieberman, yaptığı deneyde, iki gruba ayırdığı deneklerin beyinlerini sağlık taramasından geçirmek için, işlevsel MR görüntüleme vasıtasıyla imgelemi kullandı. bu gruplar şöyleydi:

Gün içinde hissettikleri tüm duyguları yazıya aktaranlar,

Bunu hiç yapmayanlar veya yalnızca (iş ilişkileri gibi)kişisel olmayan şeyleri yazanlar.

Birkaç günün sonunda, ilk gruba mensup bireylerdeki amigdala aktivitesi azalmaya başladı. Bu reaksiyon, sağlıklı bir psikolojinin ve düşük stresin bir göstergesidir. Bu çalışmanın da gözler önüne serdiği gibi, kişinin duygularının ifade bulması ve hayatını yazarak anlatması, duygu yoğunluğunu yumuşatan amigdala aktivitesini düzene sokmaya yarar.

Ikigai Uygulama Rehberi – Hector Garcia & Francesc Miralles

Günlük yazmak, özellikle de bugün ne hissettin, ne tepkiler verdin, neyi yapsan daha iyi olurdu…. yatmadan önce veya seçtiğin herhangi bir zamanda uzun kısa sen nasıl istersen, günün muhasebesini çıkaracağın, zihnini arındıracağın, çok düşünmeden çok vakit harcamadan kendini bulacağın o defter sayfalarına yazsan acaba hayatında neler olurdu, neler değişirdi?

Daha sağlıklı temiz bir zihin, daha net bir zihin, duygularının seni savurmadığı bir yaşam….

Ne dersin bir iki satır karalamaya başlasan mı acaba bugün.

Yorum bırakın