BAKIŞ AÇISI

Çakra konularını bitirdik…. bitirmedik aslında bu blogda anlatacağım çoğu şey çakralar ile ilgili. Bugünkü konumuz “bakış açısı”

Bakış açısı üzerinde çalışınca aynı zamanda taç çakra üzerinde de çalışmış oluyorsun.

Sana “via character strengths” testinden bahsetmiştim. Linkini vereyim tekrardan. Türkçe dilinde yapabilirsin testi.

https://www.viacharacter.org/survey/account/register

Bu test sonucunda seni sen yapan özellikleri görüyorsun. Hepimizde var olan bu özellikleri sana özel sıralanmış şekilde sonuçlarını aldığında özellikle ilk 5 ile çalışmaya başlamanı öneriyor pozitif psikoloji uzmanları.

Mindfulness and character strengths kitabında tanım olarak:

İçimizdeki güçlü karakter özellikleri bizim hissetme, düşünme, irade ve davranış kapasitelerimizdir. İnsanın içindeki en iyiyi ve erdemleri kullanan psikolojik bileşenlerdir, diyor.

Ryan M. Niemiec, Mindfulness&Character Strengths

Bu özelliklerin ile çalışarak:

  • Hayatını daha anlamlı daha dolu yaşayabilirsin
  • İlişkilerin gelişir ve güçlenir
  • İyi olma hali (ingilizce de wellbeing) gelişir
  • Problem çözme yeteneğin gelişir
  • Kısacası senin en iyi haline ulaşırsın

Bu yazımda sevgi den bahsetmiştim. Şimdi sıra “bakış açısı”nda. Bu yazıları daha önce yazmaya başlasaydım eminim “eyvah bir sonra ne yazacağım, nasıl yazacağım, iyi olacak mı? Beğenecekler mi? Gerekli mi? Yetiştiremedim, bugün yazamadım diye hayıflanıp dururdum.

İçimdeki çocukta bir yetersizlik hissi var. Onu görüyorum artık. Gördükçe o çocuğa şefkatle sarılıyor ve “evet bugün yazı yazmadın, seni seviyorum ve bir şey yapmak zorunda değilsin” diyorum ona. Bana “deli bu” diyebilirsin. Bildiğin konuşuyorum kendimle. Çok iyi geliyor. Sessizlik anlarımda o çocuk geliyor, ilgi istiyor benden. “Hadi şimdi sessizlik zamanı birlikte oturalım burada” diyorum. Yetersiz hisseden çocuğum hep benimle; ama bu hissi kabul edip korksam da başlıyorum yazılarımı yazmaya. Bir omzumdan bana “olmadı, kötü oldu, uzun oldu, bunu başkası da yazıyor, sen iyi değilsin” diyor. Gülümseyerek ona bakıyorum ve yazmaya devam ediyorum.

Beğenilmeye bilir. Başkası yazmış olabilir. İç çocuğuma şefkatle sarıldıkça her şey daha kolaylaşıyor ve bir oyuna dönüyor.

Bu anlattığım bir bakış açısı. Yetersizlik hissime değişik bir pencereden bakıp onunla oynuyorum.

Eyvah ne yazacağım diye düşünmediğimde bir bakmışım aklıma bir konu düşmüş veya bir kitapta okuduğum paragraf bana ilham vermiş, veya bir danışanım via character testini bitirmiş ve ilk beş özelliğinden biri bakış açısı çıkmış.

Bakış açısı konusu aynı anda bir kaç yerde karşıma çıkınca “evet” dedim “demek ki sıra seni yazmaya geldi”.

Bu eşzamanlılık meditasyon ya da konsantrasyon çalışmaları yapıldıkça sıkça yaşayabileceğin bir hal. Çünkü daha çok “an” dasın. Dikkatin orda- burda değil “an” da. O zaman daha önce görmediğin rakamlar gözüne gözüne giriyor: 12:21,  11:11 ya da 35 KK 4444 gibi araba plakaları.

Aynı kelimeleri hem duyuyorsun bir yerlerden, hem aynı anda okuduğun yazıda karşına çıkıveriyor. Evren seninle konuşuyor.

Sanatçının yolu kitabında DİKKAT ten bahsetmiş. Bu bölüm bana hem an da kalmayı hem bakış açısını hatırlattı.

Yazarın büyükannesinin zor bir yaşamı olmuş. Kocası alkol ve kumar düşkünüymüş. Bir den çok paraları varken bir an da her şey ellerinden gitmiş. Böyle zorlu bir yaşam mücadelesi içinde torununa hep mektuplar göndermiş.

Hor çiçekleri başladı ve bu sabah ilk ardıç kuşunu gördüm… Güller bu sıcakta bayağı iyi dayanıyorlar… Sumak gelişiyor….

Büyükannem için yaşam, bir dizi küçük mucize idi: Haziranda kavak ağaçları altında pars zambakları; satensi parlaklığına hayran olduğu nehrin gri kayaları altındaki kertenkele.

Büyükannem, ben onun mektuplarının öğretmeye çalıştıklarını anlayamadan bu dünyadan göçtü: Yaşamı sürdürebilmek aklı başında olmaya bağlıdır, aklı başında olmak dikkat ister. Mektupları, evet, Daddy’nin öksürüğü kötüleşiyor, evi kaybettik, para yok, iş yok ama pars zambakları çiçek açıyor, kertenkele güneş alan noktayı buldu, güller sıcağa dayanıyor diyordu.

Büyükannem acı dolu bir yaşamın ona öğrettiklerinin farkındaydı: İster başarı ister yenilgi olsun, yaşam gerçeğinin yaşam niteliği ile pek az ilgisi var. Yaşam niteliği her zaman, zevk alma yetisi ile orantılı. Zevk alma yetisi ise dikkat etmenin ödülü.

Sanatçının yolu, Julia Cameron

Yukarıdaki paragrafta “an”da kalan, doğadaki ve çevresindeki güzellikleri görebilen ve hayatına başka bir pencereden bakabilen bir büyükanne var.

Evet hayat zor olabilir; ama ben bunlara zor olarak bakmak zorunda değilim. Bu zorluk bana ne öğretiyor penceresi nasıl sence?

Gül bahçesinde tekamül olmaz derdi mucizeler kursu hocam İrem hanım.

Bu hafta ablamın sayesinde değişik bir bakış açısı kazandım. Kızım tırnaklarını yiyor. Bu alışkanlığı nasıl kazandığını bilmiyorum genelde okul ve dersler ile ilgili sıkıntısına veriyordum. Önceleri elini ağzına götürdüğünde Nil’i uyarıyordum: “yeme kızım”, “ağzına sokma kızım”…. Hatta ona acı oje bile aldım. Gittiğimiz pedagog yardımı ile acı ojeyi çöpe attım, yapma kızım etme kızım laflarını ise gömdüm. Gözümün önünde tırnaklarını kemirirken ona bir şey söylemedim.

2 gün önce ablam bana bir video gönderdi. Video da tırnak yeme konuşuna değişik bir bakış açısı anlatılıyor:

Mağara dönemlerinde tırnaklar hep kazmak için kullanılırdı, tırnaklar bizim küreklerimiz. Bir anne çocuğuna hamileyken çok sevdiği birini belki küçük kedisini gömdüyse ve bu yası tutmadıysa ya da tutamadıysa çocuğu tırnak yiyerek bu yası annesine aynalar ve “bak anne senin için tüm kazma ve kürekleri yok ediyorum” der. Bu 1 dakikalık video üzerinde hala tefekkür ediyorum. Şifa için dua ediyorum. Bu bakış açısını bana kazandırdığı için ablama çook teşekkür ediyorum.

Nil’e 3 aylık hamileydim babamı kaybettiğimde.

Bakış açısı kısaca hayata at gözlükleri ile bakmamaktır. Günümüze göre tanımlamak gerekirse hayata, yaşadıklarına drone ile bakabilme yeteneğidir.

Bakış açısına sahip insanlar diğer insanları ilgi ile dinleyebilirler; çünkü onlardan alacakları bilgiler kendi bakış açılarını zenginleştirir.

Bakış açısına sahip insanlar, hayatın anlamı konusunda,  zor ve değişik soruları ele alırlar.

Hadi bu hafta biraz bakış açısı konusuna çalışalım, hepimizde var. Sen de kaçıncı sırada olduğunu merak ediyorsan testi yapabilirsin. Kaçıncı sırada olursa olsun üzerinde çalıştıkça sıkıntılarının azaldığını ve stres ile daha rahat başa çıkabildiğini göreceksin.

Neler yapılabilir:

Öncelikle farkındalık gerekiyor. Kendinde ve ya başkasında bu özelliği gördüğünde “bu konuya bu açıdan bakmak bana iyi geldi” ya da “bu bakış açısını daha önce düşünmemiştim, teşekkürler”… diyerek bakış açısı konusuna dikkatini ver. Bakalım konulara veya yaşadığın durumlara baktığın pencereyi değiştirince neler hissedeceksin.

Bu farkındalık çalışması aynı zamanda karşındakini dikkatle dinlemeyi de gerektirir.

Yaşadığın bir olayı bilge biri ile konuştuğunu hayal et. Bakalım sana konu hakkında neler diyecek. Ben genellikle “yerimde Tanrı olsa ne yapardı? Ne derdi?” Şeklinde bakmayı seviyorum.

Bu hafta ağrıyan bir yerin olduğunda bu ağrının seni ne için dürttüğünü araştırabilir misin. Aç mı kaldın? Çok mu yordun kendini? İstemediğin şeyleri üst-üste mi yaptın? Hadi ağrına bakış açını değiştir bu hafta. Üstünü örtme ağrı kesici ile. Konuşmayı dene.

Pandemiye nasıl bakıyorsun? Yaşadığımız pandemi üzerine tefekkür et. Sence ceza mı bu bize? Nasıl daha değişik bakıp kendimizi olumlu duygular ile yıkayabiliriz.

Komedyenleri düşün. Trajik olayları ele alış biçimleri öyle bilge ki bizi gülmekten kırıp geçiriyorlar.

Tüm bu yukarıdaki çalışmalar aynı zamanda yaratıcılık ile de ilgili. Yaratıcılığın da bir yandan gelişecek.

Sevgiler

Yorum bırakın