
Dün başladığım kitap tavsiyesine devam ediyorum.
2. Anlasma “hiçbir şeyi kişisel algılama”
Düşünüyorum da çok önceden anlayabilseydim insanlarin bana yaptiklari yorumların, elestirilerin, iyi veya kötü farketmez, hep kendileri ile ilgili olduğunu sanırım hayatım bambaşka olurdu.
Bu bahsettiğim aslında çok kolay ve bir o kadar da zor bir bakış açısı. Bu anlaşmada yapacağın tek şey sana söylenenleri farkli bir bakış açısı ile degerlendirmek. Belki de hiç degerlendirmemek.
Dışarıdan hep onay ve takdir arayışın bu nedenle. Öz-sevgi ve öz-iletişimin kendinle tamsa kimsenin sana söylediği seni etkilemez.
Mucizeler kursunda bu dersin ismi etkilenmez olmak.
Biri sana güzelsin dediğinde etkilenmiyorsan sana çirkinsin dediginde de etkilenmezsin.
Instagram ve facebook herkesin mutlu ve mukemmel fotoğrafları ile dolu. O fotografi koyup ardindan gelen “çok güzel çıkmışsın” yorumlarını bekliyorsan ve gelince kendini mutlu hissediyorsan tam tersi durumlar da seni çok incitecektir.
Bu konuda ayna kavramını anlamamız gerekiyor.
Geçen gün bir arkadaşım kendiyle yaptığı bir anlaşmayı bana anlattı: Biri bana kıskanç, fevri ve bencilce davranışlarda bulunduğunda artık o kişi ile uğraşacağıma kendime dönüyorum ve “ben ne zaman kimi kıskanmıştım? Kime bencilce davrandım? Kimi üzdüm? Kime ters davrandım? Şeklinde kendimle şevkatli ve sıcak bir öz-iletisim kuruyorum” dedi.
Karşındaki insan seni aynalıyor. Sen de onu aynalıyorsun. İşte tam da bu nedenle hiç bir şeyi kişisel algılamamak gerekiyor. Karşında sana hiç yardım etmediğini gördüğün eşin değil, eşin bir ayna sana. Sana seni geri yansıtıyor. Kendini hor gördüğün, değersiz bulduğun sürw boyunca o canım eş sana ayna olmaya devam edecek. Ona şükret ve kendine bir dön bak.
Kitaptan bir kaç cümle ile bitiriyorum hoşça kalın
Kişisel algılamak, ancak söylenen şeye katılmak ile mümkündür. Söylenen şeyle anlaşma yaptığınız anda, zehir zihninize yayılır ve cehennem rüyasının tutsağı olursunuz. Sizin bu tuzağa düşmenizin nedeni bşreysel önemlilik denilen şeydir….
Siz mutluyken bana “Miguel sen bie meleksin” diyeceğinizi bilirim. Ama bana kızgın olduğunuzda “Miguel, sen şeytanın tekisin! Çok kötüsün. Bu tür şeyleri nasıl söyleyebilirsin?” Dersiniz. Her iki halde de söyledikleriniz beni etkilemez. Çünkü ben ne olduğumu biliyorum. Kabul görmek, onaylanmak gibi bir ihtiyacım yok….
Sizin bakış açınız, sizin dünyanızı yansıtır…
Hiçbir şeyi kişisel algılamamayı bir alışkanlık haline getirdiğinizde yaşamınızda bir çok acıdan kaçınmanız da mümkün olur. Kızgınlığınız, kıskançlığınız, fesat duygularınız yok olur. Kişisel algılamadığınızda üzüntüleriniz bile kaybolur.
Bu anlaşmaya uyduğunuzda yüreğinizi tümüyle açarak dünyayı dolaşsanız bile kimse size zarar veremez. O zaman alay edilme ya da reddedilme korkusu olmadan istediğiniz kişiye ‘seni seviyorum’ diyebilirsiniz. O zaman ihtiyacınız olan şeyi rahatlıkla isteyebilirsiniz.
Dört Anlaşma Don Miguel Ruiz

Yorum bırakın