Şefkat Nedir? Koçluk Bana Bunu Nasıl Öğretti?

Hocam, nedir bu “şefkat” dedikleri. Ben herkesin her şeyine koşuyorum. Yardım ediyorum, çok anaç bir tarafım var, koruyorum kolluyorum. Birinin zorlandığını görünce hemen destek olmaya çalışıyorum. Ben şefkatli biri miyim?

Şefkat gerçekten hemen yardım etmek midir?



Blog yazimin uzerine bir takim dusunceler

Bir tırtılı düşünün.

Kozasının içinde çıkmaya çalışıyor. Mücadele ediyor. Eğer siz o kozayı zamanından önce açarsanız ona yardım etmiş olmazsınız. Tam tersine, kanatlarını geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu süreci elinden almış olursunuz. O kozadan tam anlamıyla bir kelebek çıkamaz.

İnsanların yaşadığı zorluklar da biraz buna benziyor.

Başına her ne gelirse gelsin işte şükür burada, işte şefkat tam da burada. O başına gelen her neyse senin kozan işte o. Biraz dur, dinle, debelen, oluş, zamanı gelince çıkacaksın kozadan. Her şey bir başka gelecek sana. Kokular, renkler, rüzgar….

Şefkat bazen içiniz yardım etmek isterken bile durabilmektir.

Karşınızdaki insanın kendi yolunu bulabileceğine güvenebilmektir.

Bazen farkında olmadan yardım etme isteğimizin ardında “Ben biliyorum, o bilmiyor.” düşüncesi olabilir.

Kibir her zaman yüksek sesle gelmez; bazen iyilik kılığına da bürünebilir.

“Sen biliyorsundur, o bilmez.”
“Sen hemen hallediverirsin, o yapamaz.”

Şefkat, o kişi bilmeden ona dua etmektir. Başına her ne gelirse gelsin önce kabullensin ve şükür de kalabilsin diye. Herkesin kendi adımlarını atmaya ihtiyacı vardır.

Koçluk bana bunu her gün yeniden hatırlatıyor.

Koçlukta şefkat ne anlama geliyor?

Danışan bana bir konuyla geliyor. Ben onun sadece getirdiği konuya bakmıyorum. Aynı zamanda henüz fark etmediği kaynaklarına, güçlü yanlarına ve potansiyeline de bakıyorum. Çünkü inanıyorum ki kendi çıkış yolunu, kendi yöntemiyle bulabilir.

Benim görevim onun yerine çözüm üretmek değil.

Şefkatli ve güvenli bir alan oluşturarak, kendi cevabını duyabileceği sessizliği birlikte korumak.

Çünkü inanıyorum ki her insan, kendi yaşamının uzmanıdır.

Bazen sadece gerçekten dinlenmeye, yargılanmadan görülmeye ve kendi sesini duyabileceği bir alana ihtiyaç duyar.

Şefkat, bana göre, karşımızdaki insanı eksik görmek değildir.

Onu değiştirmeye çalışmak da değildir.

Şefkat; onun zaten sahip olduğu potansiyeli görebilmek ve o potansiyeline güvenebilmektir.

Elbette biri yardım istediğinde elimizden gelen desteği veririz.

Ama burada ince bir soru var:

Yardım ederken sevgide miyim, yoksa bir “kurtarıcı” rolünde miyim? Kibir çok sinsi; bir çok kılıkta karşımıza çıkabilir.

Bu sorunun cevabı, bazen yaptığımız davranıştan daha önemlidir.

Belki de en büyük şefkat, karşımızdaki insanın kendi gücüne güvenmektir.

Ve belki de en büyük armağan, onun yerine yürümek değil; kendi kanatlarını açabileceği alanı ona bırakmaktır.

İdrak ve şükran dolu anlar diliyorum.

Sevgiyle


Yorumlar

Yorum bırakın