BOĞAZ ÇAKRASI

Boğaz çakrasının ilgili bölgeleri boyun, boğaz, çene, burun, ağız, kulaklar,ses, yemek borusu, soluk borusu, omuzlar. Tiroid bezi ile ilgilidir.

Tiroid sorunu çok yaygın. Özellikle kişi kendini ifade edemediğinde bu bölge de zayıf bir bölge ise boğaz ve tiroid sorunları yaşamanız gayet normal aslında.

İfade, iletişim ve esin yeteneği merkezidir boğaz çakrası. 2. çakrada yaratılmak istenen bu çakrada fiziksel olarak ifade edilir.

Çakranın teorik kısmında biraz duraklamak ve Judith Liberman dan bir masal ile devam etmek istiyorum:

Bir gün Nasreddin eşeği ile çayırda oturmuş. Eşek çayırda otlarken bizim Nasreddin kendine bir tane sofra kurmuş. Açtı, biraz zeytin vardı, 2-3 tane yaban inciri bulmuştu, bir ekmek parçası, biraz da yoğurt. Bir de acıkmıştı. Heyecanlandı. Tam ekmeği koparıp batıracaktı ki karşısına 2 tane gezgin geldi. İkisi de aç ve sefil gözüküyordu.Onun sofrasına doğru heyecanla yaklaşıyorlar:

“Kardeş senin sofranı paylaşabilir miyiz?”

Nasreddin baktı, çok paylaşası yoktu, çok da aç hissediyordu ve çok yemeği de yoktu. Birden aklına bir fikir geldi.

“Benim bu soframı mı, benim bu fakir soframı mı paylaşmak istiyorsunuz? siz deli olmalısınız. Yoksa duymadınız mı? Bu tepenin öte tarafında zengin bir tüccar kızını evlendiriyor. siz bilmiyor musunuz? Ziyafet sofrasına herkes davetli. Ben bu eşşeğe bakmak zorunda kalmasaydım kesin orada olurdum. Bunlarla yetinmezdim. Bir ay hazırlıklar yaptılar. O sofrada yok yok.  bir kuş sütü eksik diyorlar. Hindistandan baharatlar getirttiler. Örneğin, safranlı pilav sever misiniz? Orada var. Yada kuzu tandır sever misiniz? ooo sınırsız yiyebilirsiniz. Taptaze ekmekler, çıtır, çıtır, batırırsınız sosun içine sıcak sıcak. Hiç badem helvası yediniz mi? Yada bıldırcın dolması sever misiniz? Ya yaprak dolma? Hepsinden var orda.”

Gelenler teşekkür ederek koşarak tepeye doğru gittiler. Ağızlarından salyalar akıyordu. Nasreddin onların heyecan dolu koşuşunu seyretti. Birden dedi ki:

“Dur ya, E ben neden duruyorum burda? Ben de hiç bademli helva denemedim.”

Koşarak onların peşinden gitti.

Videonun bağlantısı burada

Judith bu masal bitince bize şunu hatırlatıyor:

Ağzına en yakın kulak seninki. Dünyaya ne anlatırsan ilk önce senin kulağın duyar. Dünyaya ne anlatırsan ilk önce kendine anlatırsın. Anlattığın her şey aslında bir mesaj taşıyor. Peki senin anlattıkların nasıl bir mesaj taşıyor. Eğer çevrene şefkat veren, umut vereni kabul veren hikayeler anlatıyorsan kendine de aynı şeyi verirsin.

Masalın linki yukarıda. Dinlemek bana çok iyi geliyor. Bu videoyu izlemeni ve tefekküre dalmanı rica ediyorum. Sen ne anlatıyorsun etrafına. Bir düşün.

Bu masalı dinleyince aklıma babam geldi. Babamın ağzından umut dolu, şefkat dolu hikayeler dinlemedim. Hayatı da pek zor, pek neşesiz geçti. Çalıştığı her işte hep en büyük dertler onu bulurdu. Severdi dertli olmayı sanki. Aynı anneannem gibi. Anneannem hep tasalı, hep yorgun, hep üzgündü. Şimdi alzheimer; hatırladığı derdi, tasası kalmayınca, yarını olmadığı için endişelenecek bir şey bulamayınca hayatı boyunca yakındığı mide ağrısı, sızıları, yakınmaları bıçak gibi kesildi. Onun da hayatı zorluklar ve sevgisizlikle geçmiş.

İkisi de bana hayat ile ilgili çok güzel dersler verdiler. Görevleri buydu belki de.

Ağzından ne çıkarsa yaratımda o var.

Fikrin neyse zikrin de odur.

Söylediklerine dikkat et; düşüncelere dönüşür. Düşüncelerine dikkat et; duygularına dönüşür. Duygularına dikkat et; davranışlarına dönüşür. Davranışlarına dikkat et; alışkanlıklarına dönüşür. Alışkanlıklarına dikkat et; değerlerine dönüşür. Değerlerine dikkat et; karakterine dönüşür.

Karakterine dikkat et; kaderine dönüşür

Mahatma Gandhi

Bu çakrayı bugün burada kesiyorum. Ne konuştuğuna, dünyaya ne haykırdığına biraz farkındalık ile bak. Bu çakrada mindfulness hakkında baya bahsedeceğiz.

Kısacası ağzından çıkanları kulağın duysun. Bu konuda harika bir kitap önerim var. Ama biraz bekleteceğim.

Sevgi ve şükranla

Yanıt

  1. […] Burada bahsettiğim mavi renkli besinleri beslenmene ilave edebilirsin […]

    Beğen

Yorum bırakın