USTACA SEVMEK

Bugün dolunay gecesi. Hepimize içimizin karanlığını gösterecek ve görüp idrak edebileceğimiz ve cesaret ile eyleme geçebileceğimiz bir süreç diliyorum.

Göremediklerimi bu güçlü dolunayda ortaya çıkar

Konumuz hala sevgi, sevginin önünde bir çok engel var, korkularımız var. Ya giderse, ya olmazsa, ya yapmazsa, ya başaramazsa… hep bir beklenti var. Olmazsa, “vardır bir hayır” diyememenin önündeki engeli görmeni ve kaldırmanı diliyorum. Olana da olmayana da eyvallah… Gelene hoş geldin, gidene güle güle…

Beklentiler, haklıyım ben hisleri, geçmişin perdesi ile görmen her şeyi, sana yapılanlar…. bu kabul edememezlik halleri… bir karar vereceksin ya mutlu huzurlu bir yaşam ya da hep haklı olduğun bir yaşam.

Mutlu mu olmak istiyorsun haklı mı?

Bugün bir kitap tavsiyem daha var. Don Miguel Ruiz , Ustaca Sevmek. Sevememenin önündeki engelleri anlatmış bir bir. Kitabın bir paragrafından alıntı yapmak istiyorum:

Sevgi hiç bir zorunluluk barındırmaz. Korku zorunluluklarla doludur. Korku yolunda bir şeyi yapma nedenimiz onu yapmak zorunda oluşumuzdur. Başkalarından da aynı şekilde davranmalarını bekleriz. Zorunluluk onlar içinde geçerlidir. Zorunluyuzdur, bunu hissettiğimiz an direnmeye başlarız. Ne kadar direnirsek o kadar acı çekeriz. … Öte yandan sevgide direnç yoktur. Ne yaparsak istediğimiz içindir. Yaptığımız bir zevk haline gelir; oyundur, eğleniriz.

Sevgide beklenti yoktur. Korku ise beklenti doludur. Korktuğumuzda yapmamız gerektiğini düşündüğümüz şeyleri yaparız, başkalarından daaynı şekilde davranmalarını bekleriz. Bu nedenle korku acı vericidir, sevgiyse sizi incitmez…

Beklentimiz olmadığında herhangi bir şeyin gerçekleşmemesinin önemi yoktur. Kendimizi incinmiş hissetmeyiz. Her şeyi olduğu gibi kabul ederiz……..

Sevgi, korku, öfke nedir. Farkları nedir. Bu kitapta öğrenebilirsin.

Yavaş yavaş dürüstlük çakrasına (boğaz çakrası) giriş yaparken kendine dürüst ol. Bu dolunayda görmeye niyet et.

Kimi nasıl sevdiğine dikkat et, koşullar neler, beklentiler neler…. bu şekilde mutlu musun? Başla kendinle çalışmaya, sev kendini, yargılama lütfen. Şevkatli ol, dürüst ol. Yaz beklentilerini, neyden korkuyorsun bu kadar.

Hep karşımızdakini kontrol etmeye çalışmak, onu değiştirmeye çalışmak… İnsan değiştirmek istediği bir şeyi ya da birini nasıl sevebilir. Bir bluz aldın, vitrinde çok beğendin. Denedin, aldın. Mutlusun o senin artık. Sonra eve geldin, ama bir şeyleri hoşuna gitmedi ,istediğin etekle tam uymadı. Hoop mağazaya geri götürürsün değil mi. Sevmedin ve değiştirmek istersin. Peki karşındakini değiştirmeye çalışıyorsan,senin istediğin kalıba girsin istiyorsan sevgi bunun neresinde. Git değiştir o zaman.

Tüm hayatında kontrol edebileceğin,değiştirebileceğin tek bir şey var. O da istiyorsan. “Sen”sin.

Kendinle uğraş.Önce kendini neden sevmiyorsun, neden kabulde olamıyorsun. Kendini değiştir. Keyifle dönüştür. Bu şevkat işidir. Zorunlulukla olmaz. Dürüstlük işidir; çünkü önce görmelisin, görmeyi istemelisin. Gördün şimdi de eyleme geçmelisin. Bırak dışarıyı. Orada hiç bir şey yok. Sen yarattın gördüğün her şeyi. Sen değişirsen her şey değişir zaten.

Kitapta bağışlamak üzerinde durmuş, nasıl bağışlayacaksınız size yapılan haksızlığı? Biri seni dolandırdı, nasıl hazmedeceksin bunu? Ya da aldatıldın… Ne yapacaksın? Nasıl devam edeceksin, içinde zehir biriktirmeden…Buralarda onur meseleleri giriyor işin içine o muhteşem güçlü gururun parlıyor. Hep üstüne alınmaların, sana yapıyormuş zannetmelerin. Bu zannetmeler hep o şişirdiğin ego’ndan kaynaklanıyor.

Başkalarını değiştirmeye çalışıyorsun ya hiç bir şey yapma sadece bağışlamak üzerine çalış. Bırak her şeyi. Bağışlamak nedir. Sahi bağışlanacak bir şey var mı aslında? Ne dersin?

MS 2150 kitabında bahsediyor. Herkesin her gün tefekkür zamanı var. Otur her gün sessizliğinde. Bağışlamak nedir. İdrak etmelisin.

Son olarak bir kaç can alıcı cümle daha:

…İyileşme budur. Üç yalın nokta; gerçek, bağışlayıcılık ve öz sevgi. Bu üç nokta ile bütün dünya iyileşir….

Sizi bütün dünya sevebilir ama sizi mutlu edecek olan bu sevgi değildir. Sizi mutlu edecek olan, içinizden gelen sevgidir. Değişim o sevgi ile gelir, herkesin size duyduğu sevgi ile değil.

Yazar kitabı “farkındalık duası” ve “öz sevgi duası” ile bitirmiş.

Gerçeklerden korkma, kim olduğundan korkma, çırılçıplak kal dürüstçe bak yaralarına, iyileşme o zaman başlar yavaş yavaş. Farkında olmayı seç, gömme o güzel başını kuma, öz sevgi nedir, bağışlamak nedir, bir idrak et. Cesaret ile eyleme geç. Sessizliğin, kalbinden geçen duaların eksik olmasın. Kendini gör bugün bu muhteşem dolunayda.

Seni seviyorum

Yorum bırakın